Müslüman toplumların temel siyasal kurumu olan hilafet, yirminci yüzyılın başında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ardından ilga edilmişse de hâlen tartışılmaya devam etmektedir. Bu tartışmalarda sadece siyasi yönü değil, dinî yönü de gündeme gelmekte ve bunun dinî bir gereklilik olup olmadığı, hatta bazı dinî görevlerin yerine getirilmesinin bu kurumun varlığıyla ala kası ele alınmaktadır. Hilafet kurumunun sürekli gündeme gelmesine vesile olan gerçek, hilafetin kaldırıldığı günden beri Müslüman dünyada toplumsal ve siyasal bir istikrarsızlığın hüküm sürmesidir. Dünya Müslümanlarının istikrar ve düzen arayışı, hilafet hakkındaki tartışmaları gündeme getirmekte, bu kurumun yeniden kurulmasının âdeta tüm sorunları çözeceği düşünülmektedir.