Estetik Yoksunluğu
İnsanların seçimlerine, giyim kuşamlarına, yeme-içme alışkanlıklarına, zaman ve mekân tasavvurlarına, kısaca yaşama biçimlerine yansıyan dağınıklık, düzeysizlik, basitçe bir zevk meselesi olarak asla değerlendirilemez. Bizce bu durum temelde bir akıl yürütme sorunu olduğu gibi zamanla oluşan bir estetik algı bozukluğu veya estetik yoksunluğu olarak ta görülebilir. Bu bozukluğun veya yoksunluğun insanların kimlik bunalımıyla birlikte ele alınması gerekir. Cep telefonu ve sosyal medya unsurlarının kullanıma girmesiyle beraber toplum üzerinde daha etkin hale gelen küresel tüketim kültürü (buna post-modern kültür de diyebiliriz), insanların seçimlerini dolayısıyla kimliklerini ele geçirmiştir. İnsanlar ve dolayısıyla toplum bir yabancı el müdahalesi hissetmeden; kendilerinden olduğunu sandıkları bir iradeyle kimliksizleşmektedirler. Bütün bunlar olurken de kendilerini alabildiğine özgür sanmaktadırlar.
Biz bu kitapta, felsefi bir pencereden bakarak “akıl yürütme” sorununu “estetik algı” sorunu ile eş bir manada görmeye çalıştık. Zira akıl kullanma kapasitesi gündelik yaşama estetik düzey (beğeni düzeyi) olarak yansır. Bir şeyin mantıken doğru olması, vicdanen iyi olması, aklen uygun olması aynı zamanda öz itibariyle güzel olmasını gerektirir. Zahiren bunlar ayrı şeyler gibi gözükse de en temelde birlikte olmalar icap eder.











