Mutlak ahenk ve ahenk kaynağı Rabbin eseri olan Kur’an, bütünü ve parçaları itibariyle bu ahengi yansıtmaktadır. Evrenin anlaşılması nasıl ondaki ahenk ve nizamın tespit edilmesi ile mümkünse Kur’an’ın doğru anlaşılması da en küçük sözel biriminden en büyüğüne kadar onda bulunan parçalar arasındaki münasebetin kurulmasıyla mümkündür. Bu gerçek, Sâd suresi özelinde sunduğumuz konulu tefsir çalışmasının ana sâiki durumundadır. Bu sâik ile çalışmamızda Sâd suresi bir bütün ve o bütünle uyumlu parçalar ekseninde ele alınmaya çalışılmıştır. Sâd suresi, olumlu planda Kur’an ve zikir ile olumsuz plandaki izzet ve şikāk kavramları zemininde şekillenmiştir. Bu çerçevede surede gerek Mekkeli müşriklerin ve eski toplumların gerekse peygamberlerin, zikri geçen olumsuz saiklerle yaptıkları hatalardan bahsedilmiştir. Hem takva hem de fücur ilhamıyla var olması hasebiyle insan, fücur yönünün etkilerden mutlak anlamda uzak kalamayan bir varlıktır. Bu durum özel olarak surede değinilen peygamberler için de geçerlidir. Yalnız peygamberler, hatadan güzel bir biçimde dönmüşler ve bu güzel dönüşün karşılığı olarak da güzel bir dönüş yeri ile (cennet) ödüllendirilmişlerdir. Hatadan sonra vicdanının sesine aldırış etmeyerek takvaya yönelmeyenler ise İblis’in yolunu tutmuş ve kötü dönüşlerine karşılık olarak cehennemi hak etmişlerdir.