İslam Öncesi Arap Fıkhı adlı çalışma adından da anlaşılacağı üzere İslam öncesi Arapların fıkhî geleneklerini tespit etmektedir. Arap tarihi ile ilgili klasikleşmiş bazı Arapça tarih kitaplarında el-Fıkhu’l-Cahilî ve Şeriatu’l-Cahiliyyin tabirleri de kullanılmaktadır. Ancak biz İslam Öncesi Arap Fıkhı demeyi daha uygun bulduk, zira adamların her şeyi cahilce değil, bazı fıkhî hükümleri İslam fıkhına geçmiştir. Bunu tarihî kaynaklar göstermektedir. Bu durum İslam için bir eksiklik değildir, adapteyi kolaylaştırmıştır. Örneğin yine tarihî kaynaklar göstermektedir ki İslam öncesi Araplar özellikle Kureyş hırsızlık yapanın elini kesiyordu, hırsızlıkta ilk el kesen Arab’ın ismi bile bellidir. Hz. Muhammed Arapların bozulan bazı itikatlarını ve bazı adetlerini, bazı hükümlerini değiştirmiştir. Bu tutum doğaldır. Hukuk hüdayı nabit (kendiliğinden oluşan) bir şey değildir. Peygamberlere teyit edici vahiy gelse de hukuk yeryüzünde ihtiyaçlara ve şartlara göre oluşur ve gelişir. Bu durumu Muvafakat-Ömer kitabımız da göstermektedir. Hukukun teşekkülü öncesiyle birlikte gerçekçi olarak bilinirse hukuklar geliştirilebilir. Allah’ın tekâmül kanunu çok geneldir.